MiM
Tecrübeli Üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 321
Aktiflik
"Nerede oLursanız oLun, ALLah sizinLe beraberdir"
|
 |
« Cevapla #16 : 24 Temmuz 2010, 08:00:20 » |
|
İnsan fıtratı gereği örtünmeyi vazgeçilmez bir ihtiyaç olarak görür. Nitekim Hz. Adem (a.s.) ve Hz. Havva şeytana kanıp ağaçtan tattıklarında avret yerleri görünmüş ve hemen üzerlerini cennet yapraklarıyla örtme çabası içerisine girmişlerdi.(A’raf 7/22)
İnsan fıtratıyla tam olarak örtüşen ve ona tercüman olan Kur’an-ı Kerîm’in(Müslim, İman 63) yücelerden gelişi nûzul, inzal ve tenzîl gibi kavramlarla ifade edilmiştir. Bu durum vahyin Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) tarafından olduğu gibi alınıp korunduğuna ve muhataplarınca da bu şekilde algılanması gerektiğine dikkat çekmektedir. İslam’a göre giyinmenin yüceliğine, insanı yüceltici özelliğine ve insanın ancak onunla göklerin kararına muktedi bir kul olacağına atıfta bulunmak ve bütün bunların fıtratla ilişkisini ortaya koymak için örtünme de Kurân-ı Kerîm’de “inzâl” (indirmek) kelimesiyle zikredilmiştir: “Ey adem oğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik(indirdik).”(A’raf 7/26)
Süslenecek elbiseye dair fasl edici hükmü indiren Yüce Allah, Müslümanlara namaza giderken zinetlerini takınmalarını güzel ve temiz elbiselerini giymelerini de emretmektedir.(A’raf 7/31)
İnzâl kavramının anlam örgüsü ve insan kalbini hakimiyet altına alıcı yönü örtünün esasta (detayda örf dikkate alınabilir) tarihî ve yerel unsurlarla sentez kabul etmediğini göstermektedir. Buna göre örtü Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) tarafından açıklandığı şekilde kadın ve erkekte ayrı olmalı ve fıtratı bozacak şekillerde tezahür etmemelidir. Çünkü şeytanın insanı saptırma yöntemlerinden biri de yaratılışı değiştirmekle gerçekleşen örtünme ve süslenme şekillerinde kendini göstermektedir. Kim böyle bir meyil içerisinde olursa şeytanın dediğini yapmış kabul edilir: “Onlara emredeceğim, Allah’ın yarattığını (fıtratı) değiştirecekler.”(Nisâ 4/119)
Allah Resulü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) fıtratı değiştirmek bağlamında değerlendirdiği ameliyelerden birisi de saç ekletmek ya da peruk takmaktır.
Çeşitli nedenlerden dolayı tabiî ya da peruk gibi sun’î saçlarla yapılan(Karadâvî, Fetâvâ Muasıra, I, 427) saça saç ya da başka şeyleri eklemeye “vasl-ı şa’r” denir.(İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, I, 374)
Saç ekletmeyi fıtrata müdahale bağlamında değerlendiren Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem), “Yüce Allah saç ekleyene de ekletene de lanet etsin.” buyurmuştur.(Buhârî, Libâs 81; Müslim, Libâs 33) Kadının saçlarının hastalıktan dolayı dökülmesi de lanet hükmünü değiştirmez. Nitekim Ensar’dan evlenen bir kızın hastalıktan dolayı saçları döküldüğünde yakın çevresi saçlarına saç eklemek isteğini Allah Resulü’ne (sallallahu aleyhi ve sellem) arz edince Efendimiz bir önceki hadisteki ifadeleri tekrar ederek müsaade etmediğini bildirmiştir.(Müslim, Libâs, 33)
Hadislerde Allah Resulü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) saç ekleme işini yapan (el-Vâsıle) ve yaptırana (el-Mustavsıle) lanet etmesi bu işlemin haram olduğuna delalet etmektedir. Zira mübah bir işi yapan kişiye lanet edilmez.(İbn Kudame, Muğnî, I, 93; Şevkânî, Neylu’l-Evtâr, VI, 191)
Fakihler saça eklenecek unsurların hükmü noktasında ihtilaf etmişlerdir. Buna göre Hanefî, Şafî ve Hanbelilere göre kişinin başına insana ait olan saçı eklemesi haramdır.(Şeyh Nizâm, el-Fetâvâ’l-Hindiyye, V, 438; İbn Kudame, Muğnî, I, 93; Nevevî, Minhac, XIV, 103) Hanefî fakihlerden Kâsânî kadının kendinden başka bir insana ait olan saçı başına eklemesini (tahrimen) mekruh olarak değerlendirmiştir.(Kâsânî, Bedâî’, V, 127) Her nekadar Kâsânî farklı görüş belirtse de Hanefilerce tercih edilen fetva bu durumun haram olduğu yönündedir.
İmam Malik ve İbn Cerîr et-Taberî eklenen unsurun cinsinde bir ayrıma gitmeden saç ekletmenin her şekliyle haram olduğunu belirtmektedir. Hanefilerinde içinde yer aldığı çoğunluk ise insan saçıyla diğer unsurları birbirinden ayırarak birincinin haram, hayvan kılı ve yününden olan unsurları eklemenin ise caiz olduğunu ifade etmektedir.(Kâsânî, Bedâi’, V, 127; Şeyh Nizâm, el-Fetâvâ’l-Hindiyye, V, 438; Zeydan, el-Mufassal, III, 378; Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslamî, IV, 2681) Nitekim Kâdı İyâz insan saçına benzemeyen renkli ipek lifleri ve benzeri unsurları başa bağlamada bir sakınca olmadığını bildirmektedir.(Zeydan, el-Mufassal, III, 380) Bu durumun caiz görülmesinde insanların kolay bir şekilde yapma saçların yaratılıştan olmadığını anlaması ve bu yüzden aldatılma ihtimallerinin düşük olması etkili olmuştur.
Saça insan saçı eklemek gibi, saçla örtülen bütün bölgeyi kaplayan ve peruk (bârûke) olarak bilinen yapma saçları takmak da haramdır. Çünkü peruk saç olarak isimlendirildiğinden, saça saç eklemek anlamında değerlendirilir ve hadis-i şeriflerde lanetlenen uygulama kapsamına girer. Ayrıca peruk dışardan bakıldığında saç olarak göründüğünden aldatma sakıncası içermektedir.(Zeydan, el-Mufassal, III, 380) Peruk ve benzeri unsurları baş örtüsü olarak kabul etmek ise doğru değildir. Zira Kur’an-ı Kerim’de tarif edilen baş örtüsünün(Nur 24/31) nasıl olduğu ve nelerden oluştuğu akıl ve örf tarafından bilinmektedir. Ayrıca peruk tabi saçtan daha fazla zinet ve güzel olma özelliğine sahiptir. Yine onda aldatma, taklit, israf, kadının cazibesini gösterme ve erkeği tahrik etme gibi haram olmayı tekit eden yönler vardır.(Karadâvî, Fetâvâ Muasıra, I, 427)
bu konudaki son sözümdü!
|